27 Temmuz 2016 Çarşamba

Hak Yöne Döndür


 
[​IMG]
İman deryasında aç sen gözünü
İman ettikten söyle hakkın sözünü
Bu yolun cennetten gelen kokusu var
Hak yöne döndür artık durma yüzünü
 
Uyandın artık imanla daldığın gafletten
Kurtuldun imanla gönlündeki nefretten
Var artık hak sözle gez artık gönüllerden
Hak yöne döndür artık durma gönlünü
 
Gönüller ki cennetten bir mekândır köşedir
Yoksa oradaki durmasının söyle amacı nedir
Haydi, durma gönüllerin cennet olduğunu bildir
Hak yöne döndür artık durma ömrünü
 
İmanlı gönülde hak söyletir doğru sözleri
Hakikatin sözleri ile açtırır gözleri gönülleri
Buna inanmasa da inan vardır elbet birileri
Hak yöne döndür artık durma gülüşlerini
 
Doksan milyar söz söylesende bitmez kelam
Hak yolda canlara hakkı söylemeye devam
İman ile vatanda ne güzel güler cümle enam
Hak yöne döndür artık durma işlerini
 
Akıl fikir şuur imanla Gül Resule gidelim
Allah’a teslimiyet ile biz iman edenler gülelim
Nefis şeytanı zalimleri bu yolda bitirelim
Hak yöne döndür artık durma bakışlarını
 
Senin gibi ağlayan daha çok vardır
Bu dünya âlem onlara bilirsin çok dardır
İman teslimiyet bu gönüllere Rahmanla devadır
Hak yöne döndür artık durma koşuşlarını
 
Hakka manaya sırra var kalma gönülden kör
Kazandığından ihtiyacı olana ver ol bonkör
Nimetlerle Rahmana şükür et olma sakın nankör
Hak yöne döndür artık durma duruşlarını
 
Kul Mehmet’im dünya çıkarına güvenme yoktur vefası
Ahiret için toplarsan çok olur vefası olur ahirette sefası
Bir ikindi serinliğinde nefes almak değil mi dünya kapısı
Hak yöne döndür artık durma bakışlarını
Mehmet Aluç © Kul Mehmet
Enam: Halk

26 Temmuz 2016 Salı

Gönülleri Sevmek Ulaşmak Olsun Muradımız Hayalimiz-1


   Yürümek mi önemlidir? Yürümeden önce düşünmek sonra yürümek mi önemlidir? Yoksa yola çıktıktan sonra yolun durumuna göre düşünmek ve bukalemun gibi uyum sağlamak mı? Hangisi marifettir? En güzeli yola çıkmadan aklıselim izan ve şuurla düşünerek yola çıkmak değil midir en doğrusu? Yüceler yücesi Allah c.c. teslimiyetle Allah’ın Nur Kur’an’ına Nur Resule iman ederek bunlar ile arif olmak ve yola çıkmak en güzelidir ve bulunmaz bir hazinedir derim, bilmem acaba yanlış mı düşünüyorum acaba?
   İnsanların çilesine talip olmak onların dertleri ile uğraşmak hemhal olmak inanın insanlığın gereğidir lakin bunu yapan ecdat Osmanlı imparatorluğunun çöküşünden sonra düşünen ve yapmak için yola çıkan insanlar bitti gitti. Bunu düşünmeyi bırakın aklına getirecek olan bir Allah’ın kulu var ise oda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası kalmadı desem, belki siyaset yaptığımı düşüneceksiniz ama siyasetle hiç alakası yok. İşte Suriye de zulümden kaçarak gelenlere kapılarımızı açarak onları bu zulümden kurtarmak, Filistin’de ki kardeşlerimizin acısına ortak olmak için uğraşan başka bir devlet ve devlet adamı var ise söyleyin yoktur.
   Bu yapılan yardımları kucaklaşmayı dünyanın esiri olmuş birçok insan gereksiz ve faydasız görmeye devam etmektedir ve devam da edecektir. Bakış açısı izan idrak ve şuurla bakıp yaşamayınca her şeyi zaten insan gereksiz görecek mana anlam ve hayatın insan gönlünün sırrına elbette ki bu sırra vakıf olmayacak ve ulaşamayacaktır. Hakkı bilenlerin yanına uğrayarak hakkı bilmek öğrenmek adına o kadar korkak yaklaşıyoruz ki, neden mi sahaları öylesine ajanlar din düşmanları sarmış ve bizlere din ile alakası olmayan o kadar yanlışları öğretmişler ki bunları temizlemeden, gerçek hakkın emirlerini öğrenmemiz mümkünde olmayacaktır. Bugün görünüşü sözü güzel olan yaklaşarak birkaç tatlı söz ile hak ve hakikatten haberi olmayan insanları etkisi altına alarak ne kadar İslam’la alakası olmayanları kusuyor ki bunu anlayana kadar belki bir ömür geçiyor ve bitiyor. Bunu anlatacak insanlar çıkmayınca gönlünü ömrünü insanlığa adamayınca haliyle cahil kalmamız kaçınılmaz oluyor.
   Yok, mu şöyle meydana çıkacak ey gönüller canlar canların canları hepinize merhaba, bırakın dünya telaşını, birbirilerinize neden sarılmıyorsunuz onun telaşını sancısını yaşayın diyecek olan çıkar mı acaba ? Hem dünyanızı hem gönülleriniz hem de ahiretinizi inşa edin diyecek, yoksa hep hayallerde mi kalacak, Yüce Allah kuluna hayal ettirdiğini mutlaka yaşatırmış. Yok, mu gönül yıkık gönül mihrabımıza gülümseyerek çıkacak ve onu cennet kokan güllerle gül ekecek ve elimizi gönül kapımıza uzattırarak, açın gönül kapılarınızı birbirinize, böylesine cennet kokan gülleri iman ederek yetiştirin diyecek olan çıkar mı Sadakallahül azim, Allah c.c. bilir en doğrusunu güzelini… Belki de bu darbe ve kalkışma ile Şer olanda hayır vardır ayetinin gönüllerimize yeniden nazil olmasının ve birlik ve kardeşliğimizin deryasında bu hayalim hayalimiz gerçekleşe bilir…
   Merhabalar olsun hoş geldiniz diyelim Nur Kur’an Nur Resul imanla gelen irfan meclisinin canlarına, gönüldeki sızıları hissederek gelen canların canları hoş geldiniz cennet gülüş ile geldiniz gönüllerimize, cananın gönül güllerini kuruttuk nasıl sulayacağımızı yeniden cananımızı bize gülümseyen canan yapmaya gelen siz ilim irfan gönül meclisinin canları âşıkları sizlerde merhabalar hoş geldiniz gelişinizle canlara canlılık huzur getirdiniz Yüce Rahmandan…
  
   İnsan insanlık için hayallere dalması en güzel hayallerden olsa gerek, kişi kendisi için istedikten sonra onun pek tadı tuzu olmuyor, ölümlü dünyada tüm canlar için istemedikten sonra istemenin de ismi değişiyor, hep bana hep bana lakin hep sana da niye sana neden niçin sana önce ver cevabını? Açıkla aç gözlülüğün nedenini, mezar da onlarla hayat devam ediyorsa tamam ama ölümden sonra tüm mal geride kalıyor, faydası olmuyor ölümden önce gönderilmedi isen sen ahirete… Gönülleri sevmek ulaşmak olsun muradımız hayalimiz, muhabbet ehli ile hakkı arayıp bulmak olsun hayalimiz muradımız, gönüllere sevgi ile ulaşamadık tan sonra diğer ulaşmalar pek samimi ve sıcak olmuyor. İsterseniz daha uzun olmadan konu buradan keselim, ikinci bölümde devam edelim izin verirseniz, Selam ve dua muhabbetle hayali canlar insanlara ulaşmak olanlardan gönülleri sevenlerden olmak hakka varanlardan olmak dileğimle. Allah c.c. emanetsiniz kardeşlerim.
Mehmet Aluç ©Kul Mehmet

Dertler Kalbimi Sen Diye Sevdi



Dertler kalbimi sen diye sevdi
Beni alıp benden aldı götürdü
Birde baktım seni aldı karşıma getirdi
Heder olan ömrümde dertler seninle güldürdü

Ben bu halime garip bir haldir diyemem
Sen yanımda olmaz isen ey sevgili gülemem
Asık olsa da hilal kaşların terk edip gidemem
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Senin hayalini avuçlarıma aldım gözlerine daldım
Açtın gönül kapını ben içine balıklamasına atladım
Aldım seni gönlüme gönül sarayımda sakladım
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Aldım ikimizi aşk denizine gülümseyerek saldım
Yüzündeki gülümsemeyi gördüm hayran kaldım
O an karşımda cennetten gelen huri var sandım
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Duramadım yerimden bu canımla peşine düştüm
Kurduğum hayallerin içinde gerçek hayata küstüm
Avuçlarımı gıdıklayan seninle ben güldükçe güldüm
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Sensiz geçen ben bu ömrüme ağlar yanarım
Aşksız gönülsüz şeytana ben nasıl kanarım
Şimdi hayalimde gülümseyen sana ben bakarım
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Kırık değil artık seninle gönlüm adımlarım dizlerim
Gelirsin diye hayalimdeki seni yollarda ben beklerim
Mutluluğun sarhoşluğuyla senle geçer tüm günlerim
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Keşke genlik çağım seninle mutluluğa doysaydı
Arayıp aşkı yaratan Rahman ile seninle olsaydı
Aşkı arayan gönlüm seni ararken anında bulsaydı
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Hayırsız kullar sardı etrafımı seni aramakta uzak kaldım
Onlardan kurtulmak için binlerce takla attım ben kaçtım
Seni aramakta uzak kalan gönlü ben vefasızlarla yaktım
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Usandım sanma sevgili seni aramaktan bulamamaktan
Tek korkum son nefesten önce seni arayıp bulamaktan
Olsun beni sevdiğini biliyorum ben olsan da uzaklardan
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü

Kul Mehmet’im seni bilen ben gönlümü yollara saldım
Seni bulmadan gelirse ona bedenimdeki kapısını kapattım
Avuçlarımda sen uzanırken çimenlerin üzerinde ben kayboldum
Heder olan ömrümde dertler seninle beni güldürdü
Mehmet Aluç © Kul Mehmet

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Kalkışma ya da Darbe Her Ne Halt ise Vatana İhanet şebekesi -Öykü-

                                Kalkışma ya da Darbe Her Ne Halt ise
                                            Vatana İhanet şebekesi


   Dağların yamacında açan kır çiçekleri değillerdi vatan için şehit olan evlatlarımız, gönlümüzde açan solmayan vatan çiçekleriydi onlar. Bizim için vatan için, istiklalimiz için canını feda eden bu evlatlarını ortaya çıkaran ve yetiştirilmesi için yardımcı olan, Yüce Alla c.c. sayesinde ülkemizdeki ayaklanmanın bertaraf edilmesi için, vatanın bizlerin refahı mutluluğu için kendilerini feda ederek Meleklerin ellerini tutarak cennete, Âlemlere Rahmet Nur Resulün yanına gitmişlerdir. Nefretin sesine kulak vererek nefretle yürüyenlere karşı, merhametin sesine kulak vererek karşı can verenlerin kahramanlar var oldukça, vatanda milleti ile vatan olacaktır ve Âlemlerin Rabbi yüce Allah c.c. İzni milleti ile vatan topraklarını o zalimlere çiğnettirmeyecektir.
   Karaydı nefretten kir doluydu gözleri gönülleri, temizlemek gerekiyordu, vatan aşkı iman ile. Göğsümüzde esen vatanın bahar esintilerini bahar mevsimleri yıkmak için kalkışmaya kalkanların adımların bu vatan evlatlarımız şehit olarak bozguna uğrattı. Böyle bir dirilişi beklemeyen ve kalkışma ile kalkan bu vatan hainlerini bu kahramanlarımızın engel olması ile ilk adımda, dağılmalarına sebep oldu. Eğer bu kahramanlarımız vatan için canlarını, tankların kurşunların önüne siper olmasalardı eğer gerisini yazmak çok korkunç olacaktı. Felaketin çiçeklerini vatanın mukaddes topraklarına ekmeye çalışanlara millet, bu mukaddes emanet şehit topraklarımız sizler felaketin çiçeklerini ekemezsiniz diyerek tek bir ağızdan, tek bir yürekle seslendi ve karşı çıktı. Vatan gönlümüzde bir meşale, sönmeyen, söndürülmeyen imanın himayesinde gönlümüzdeki tek hazinedir vatan.
    Akşam değildi karanlık, ama bu akşam 15 Temmuz akşamı bazı gönüllerdi karanlık. Nefretini kusmak için bekliyordu atakta. Gökyüzünde yıldızlar ve ay sanki sönüktü üzgündü. Aynı semanın altında yüzyıllardır gönülleri hoş tutmak için çırpınan bu milletin evlatları ecdatları hoş görünün gülümsemesi ile gezmiş hâkim olmuş, bu vatanın asil evlatlarının üzerine kara bulutları örtmek için karanlık gönüllü insanlar adım atmak için anı bekliyordu, haydin yıkın parçalayın emrini bekliyordu.
    Lakin aynı dine mensup olduğunu sandığımız mürtet yani dinden dönenlerin bu kadar vahşet içinde olacakları hiç kimsenin aklının ucundan dahi geçmiyordu. Âlemleri yaratan yüce Allah c.c. imanlı olan kendisine kulluk eden vatanını milletini sevenle beraber olduğu gerçeğini çoktan unutmuşlardı. İnsanlığın gözü kulağı gönül sesi olan bu asil milletin vatanına kalkışma darbe daha doğrusu ihanetle saldırı emri geldi Amerika’daki o malum şahıs olmayan şahıs edepsiz imansız tarafında.
Nefretten usandık cefaya koştuk efendim
Cefaya koşarken vuslata erdi gönlümüz efendim
Yıkımla şer var derken şerden hayır çıktı efendim
Birlik beraberlik kardeşlikle vatana sarıldık efendim
Çek sandalları gidelim vatana doğru sandalcı
Vatana ihanet edenleri denize atalım yoksa halimiz acı
Ağlamasın yine analar kızlarımız gelinlerimiz ağlamasın bacı
Birlik beraberlik kardeşlikle vatana sarılalım efendim
   Aslında Müslümanız diyen Müslümanlıkla hiç alakası olmayan bu insanların derdi, imanlı olarak imanın gereğini yapmak olamaz ve yahut ta insanlar için bir şeyler yapmakta değil amaçları, kendi kirli emellerine hizmet ettirecek bir despot sistemi oluşturmaktı. İslam dininde böylesine zulüm eden bir Müslümanı hiç tarif etmiyor, böylesi zalimler ile savaşın ortada kaldırın diyor. Nur Kur’an’da iman diye tarif edilen ve ona uyan Müslümanın amacı Salih amel işlemesi yönündedir. Yani iman eden her bir canlı, yaşadığı bu hayatın içinde hiç durmadan mutlaka Salih ameller üretmesini istemektedir. Müslüman ile mürtet arasındaki fark şimdi daha iyi anlaşılmış oldu.
    İstanbul da asker olmayan nefrete bürünmüş malum olmayan şahsın adam olmayan zalimleri köprüyü tanklarla silahlı kişilerle kapatarak, Ankara da askerlerin Kızılay meydanın tankları düzerek semada uçakları ile ses sınırını açan ve masum insanlara kursunlar yağdırarak başlamıştı bu nefret akını… Ülke karanlığa sürüklenerek batırılmak yok edilmek isteniyordu. Bunu haber alan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gayet sakin kararlı tutumu ile televizyon kanallarında cep telefonu ile halkı sokağa çıkmaya vatanına sokaklara sahip olması için çıkmaları emri ile sokaklar bir anda insan seli ile doldu taştı. Televizyonların çoğu hale günlük dizilerinin yayınına devam ederken, ülkede olan bitenden habersizmiş gibi dizilerini yayınlamaya devam ediyordu. TRT kanalına giren darbeci zihniyet darbe metnini zorla spikere okuturken, millet TRT binasına doğru harekete çıkmıştı bilene… Tankların ateşi uçakların ateşi ile birçok vatandaşımız şehit olmuş hakkın Rahmetine kavuşmuştu.
   İnanç ve duyguları barış ve huzur ortamını yıkmaya çalışan bu bir avuç insan olmayan nefret sahibi malum kişiler halkın bu dirilişle hareketi karşısında bir an sekteye uğradı şaşırdı irkildi. İnanç duygu ve huzur ortamını baskı ile zorbalıkla değiştirilmesine hali ile millet izin vermezdi ve vermesini beklemekte aptallık olurdu. Bir millet ki gönül dili ile konuşarak, merhameti ile gezerek bir karıncayı dahi ezmekten çekinen bir ecdadın torunlarıydı bu mukaddes vatanı dini değerleri imanı kardeşliği ile. Bu hadiseyi bilmeyeniniz yoktur Kanuni sultan Süleyman’ın:
Meyve ağaçlarını sarınca karınca
Günah var mı karıncayı kırınca?
Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:
Yarın Hakk’ın divanına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca.
   Bin bir çileyi gönüllere örmeye çalışan hainler, kendi başlarına ördüklerinden habersiz halkın tepkisi karşısında afalladı kaldılar. Aradan geçen üç dört saat sonra her şey anlaşılmış, bir gurup askerin içindeki vatan hainlerin kalkışma darbe hatta ihanetiyle Amerika da uzantısı olan o malum olmayan adı batasıcanın emriyle yaptığı anlaşılmış ve sokaklarda milletin akını ile hınca hınç dolmuş darbeciler geri adım atmak zorunda kalmıştı. Televizyonlar halkın içinde canlı yayına başlamıştı. İsterseniz şöyle bir kulak verelim, bakalım bu haksızlığa karşı çıkan bağımsızlığı için vatanı için sokağa haklı davası için çıkan halkımız neler söylüyor.
-Evet, saygıdeğer seyircilerimiz Milli iradeyi kutlayan ve yaşayan millet ile şu an meydanlardayız. Türkiye’mize çok ağır bir kalkışma ya da darbe her ne halt ise, onunla bedeller ödetmek ve halkın özgürlüğünü kısıtlayacak olan ve daha uzun yıllar da çok büyük bedeller ödeteceği bir yıkımla yıkacağı bu kalkışması çökerten hayır diyen, belirli bir hareket tablosu ile sistematik olarak yıkmaya kalkışanları, yıkan millet ile beraberiz. Aynı zamanda İnsanlarımızın kendisine ait olan ve ordusuna ait olan tankların altında birçok vatandaşımız ezildi, şehadete ulaştı, kendi askerleri tarafından değil -Askerlerimizi küçük düşüren ve uzaktan yakından ilgisi olmayan bu üniforma giymiş hainlerce kurşunlandı. Devletimizle mukaddes vatan için canını veren, ecdadın bu mukaddes emaneti olan vatanla birlikte, Meclisimizde üzülerek ifade ediyorum ki bu devletin uçakları tarafından hainlerce bombalandı. Büyük bir dirilişle, yağa kalkan milletin bu vatana kalkışma hareketinde bulunan vatan hainlerini püskürterek, vatana meydanlara sahip çıkmasın coşkusunu yaşayan milletin yanındayız, yaklaşalım bir vatandaşın coşkusunun yanına bakalım neler söyleyecek. Efendim isminizi öğrenebilir miyim?
-İsmim Mehmetçik, bugün hepimizin ismi Mehmetçik, soyadı ise Vatan oldu.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Devam edecek İNŞALLAH

Gerekli

Gerekli
 
Gönül boşa istersin bu içi boş dünyayı
Sen kendini hazırla gideceğim Ukba ya
Kazan dünya içinde Ukba için sevabı
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
Derdin için dermanı sana bu dünya vermez
Nefis şeytan güldürmez mutluluk haz hiç vermez
Dünyada kazan durma ukba’ya gönder bitmez
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
Bu dünyaya sen sultan olsan seni doyurmaz
Ne kadar yaşarsan sen yaşa namazsız olmaz
Zaman içinde namaz yoksa mutlu olunmaz
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
Kazandığından harca fazlasını saklama
Doğru olan var iken yalan ile paklama
Doğru sözü de sakın sende yanlış anlama
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
Seveceksen ol mecnun ara bul sen Leylayı
Nefis şeytana uyup bulma sakın belayı
Görürsen sen ayır sen durma hemen kavgayı
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
Her kulun ayrı ayrı çektiği bir derdi var
Yaz ayında bakarsın yağar o başına kar
Geniş olan dünyada der aman yerim çok dar
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
İki kapılı handır dünya kimse eğlenmez
Bir eli yağda balda olanda hiç beğenmez
Fakiri dersen eder şükür haramı yemez
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
 
Kul Mehmet’im biter bu gittiğin uzun yollar
Toprak hazır sen bekler bak açmış sana kollar
Aç kolun canları sev sevinsin cümle canlar
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
Mehmet Aluç ©Kul Mehmet
Ukba: Ahiret

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

22 Temmuz 2016 Cuma

Ayrılık Celladın Karşında


ayrılık azap zehir
Suskunluğun azap dolu zehirli şerbetini mi içtin
Ondan mıdır gidişin bu kadar azap dolu sessiz oldu
Yüreğini esir mi etti hasret çok mu sevdin de ona koştun
Yüreğini paslı ayrılık zincirlerine bağlayarak
Seni karanlık umutsuzluk dolu mağarasına çekmesine nasıl izin verdin
Baksana yüreğin parçalanıyor
Duyuyorum feryadını sen duymadan önce
Hücrelerine dolarken ayrılığın leş kokularıyla yıkanmış kumları
Dolarken mağaranın içine nefes almakta zorlanıyorsun
Kımıldayamıyorsun
Duysana çığlık çığlığa feryadını
Ayrılık celladın karşında
Seni idam etmek için beklerken sırıtıyor
Eşkâline sığarken binlerce ayrılık hasret
Anlamsızlığın anlamsız kelimeleri elleriyle seni boğarken
Anlamsız anlamsız bakman hissetmen doğaldır tabi
Mehmet Aluç©-Kul Mehmet

Öne çıkan yayınlar

Marifet Yolda Yürümekmiş

Aşık aşka verir kıymet Rahmandan alır güç kuvvet Aşk yolunda harcar emek Marifet yolda yürümekmiş Aşık aşkıyla rüyaya dalar A...